Akciğer kisti, akciğer dokusu içinde yer alan hava dolu, ince duvarlı boşluklardır ve genellikle rastlantısal olarak tespit edilir. Doğumsal ya da sonradan gelişebilirler. Klinik tablo genellikle sessizdir; ancak büyük kistler solunum fonksiyonlarını etkileyebilir.

Akciğer kisti neden olur sorusu, kistin etiyolojisini anlamak açısından önemlidir. Doğumsal anomaliler, enfeksiyonlar, travmalar veya bazı genetik hastalıklar (örn. LAM, BHD sendromu) bu oluşumlara neden olabilir. Kist sayısı ve yerleşimi tanı sürecini etkiler.

Akciğer kisti nasıl teşhis edilir sorusu, doğru görüntüleme teknikleriyle yanıt bulur. Göğüs röntgeni ilk bulgu sağlayabilir ancak kesin tanı için bilgisayarlı tomografi (BT) tercih edilir. Kist ile bül, kavite ve diğer lezyonların ayrımı dikkatle yapılmalıdır.

Akciğer kisti tedavisi nasıl yapılır sorusu, hastanın semptomlarına ve kistin büyüklüğüne göre şekillenir. Semptomsuz olgularda takip yeterli olabilirken, enfekte olan veya rüptüre kistlerde cerrahi müdahale gerekebilir. Takip ve tedavi multidisipliner yaklaşım gerektirir.

Bilmeniz Gerekenler Bilgi
Tanım Akciğer kisti, akciğer dokusunda yer alan, hava veya sıvı ile dolu, genellikle ince duvarlı, yuvarlak yapıda lezyonlardır. Tekli veya çoklu, doğumsal ya da edinsel olabilir.
Sınıflandırma – Konjenital (doğumsal): Konjenital kistik adenomatoid malformasyon, bronşiyal kist- Edinsel: Enfeksiyon, travma, paraziter hastalıklar (örn. kist hidatik), neoplaziler, amfizemle ilişkili bullalar
Görülme Sıklığı Nadir görülen lezyonlardır; tesadüfen saptanabilir. Hidatik kist gibi paraziter formlar bazı bölgelerde daha yaygındır.
Belirti ve Bulgular – Çoğu asemptomatiktir- Nefes darlığı- Göğüs ağrısı- Öksürük- Enfekte olursa ateş ve balgam- Kist rüptüründe ani pnömotoraks
Tanı Yöntemleri – Akciğer grafisi- Toraks BT (kistin boyutunu, içeriğini, sayısını ve çevre dokularla ilişkisini gösterir)- Serolojik testler (hidatik kist şüphesinde)- MRI (şüpheli kitle/kist ayrımı için nadiren)
Kist Hidatik (Ekinokokkozis) – Echinococcus granulosus paraziti neden olur- Karaciğerden sonra en sık akciğerde görülür- Kist rüptürü ciddi alerjik reaksiyonlara yol açabilir
Komplikasyonlar – Enfeksiyon- Pnömotoraks- Kanama- Kist rüptürü- Komşu dokuya baskı
Tedavi – Konjenital Kistler – Semptomatikse cerrahi eksizyon (lobektomi veya kist rezeksiyonu)- Asemptomatikse izlem veya elektif cerrahi önerilebilir
Tedavi – Edinsel Kistler – Enfeksiyon varsa antibiyotik- Hidatik kistte: Antiparaziter tedavi (örn. albendazol) + cerrahi (kistektomi veya lobektomi)- Rüptüre kistlerde acil müdahale
Cerrahi Yöntemler – Torakotomi veya VATS (video yardımlı torakoskopik cerrahi)- Kistin tam çıkarılması hedeflenir- Enfekte kistlerde drenaj gerekebilir
Ayırıcı Tanılar – Bulla (amfizemle ilişkili)- Kaviteleşmiş tümörler- Tüberküloz kavitesi- Apse- Bronşiyal kistler
Prognoz – Tam çıkarılmış kistlerde iyileşme genellikle tamdır- Hidatik kistlerde cerrahi sonrası nüks riski düşük ama mümkündür- Enfekte veya komplike kistlerde tedavi süreci uzayabilir
Prof. Dr.
Alper Fındıkçıoğlu

1973 İstanbul doğumluyum. İlkokulu Erzincan İnönü İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi Erzurum Anadolu Lisesi’nde okudum. Üniversite eğitimimi İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1992–1998 yılları arasında tamamladım. Ardından İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde 1998–2003 yılları arasında ihtisas yaptım. Aynı hastanede 1 yıl uzman olarak çalıştım.

2004–2005 yıllarında Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde vatani görevimi yerine getirdim. 2005 yılında Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladım. 2014’te doçent, 2022’de profesör oldum.

2024 yılında Acıbadem Hastanesi’nde çalışmaya başladım.

Hakkımda WhatsApp

Akciğer Kisti Nedir ve Normal Dokudan Nasıl Ayrılır?

Akciğerlerimiz, yapısı gereği havayla dolu süngerimsi organlardır ve vücudumuzun oksijen ihtiyacını karşılarlar. Ancak bazen bu dokunun içerisinde, normalde olmaması gereken, etrafı ince veya kalın bir zarla çevrili, içi hava veya sıvı dolu kesecikler oluşur. İşte biz bu yapılara genel bir ifadeyle akciğer kisti diyoruz. Sağlıklı bir akciğer dokusu nefes alıp verirken esner, genişler ve gaz alışverişi yapar. Ancak kistler bu işleve katılmazlar. Tam tersine, orada bir yer kaplayarak sağlıklı akciğer dokusunu sıkıştırabilir, nefes almayı zorlaştırabilir veya enfeksiyonlar için uygun bir zemin oluşturabilirler.

Tıbbi pratiğimizde kistleri değerlendirirken ilk baktığımız şey, bu yapının akciğerin kendi dokusundan ne kadar net sınırlarla ayrıldığıdır. Bazı kistler tıpkı bir balon gibi düzgün sınırlıdır ve çıkarılması daha kolaydır. Bazıları ise çevre dokulara yapışık, karmaşık bir yapı sergiler. Kistin içindeki maddenin niteliği, yani sadece hava mı yoksa sıvı mı olduğu, tedavi yaklaşımımızı belirleyen en temel faktördür. Bu kistler bazen tek bir tane olabildiği gibi, bazen de akciğerin çeşitli yerlerine dağılmış birden fazla odak halinde de görülebilirler.

Akciğer Kisti Belirtileri Nelerdir?

Akciğer kistleri, özellikle küçük olduklarında veya akciğerin kıyı köşelerinde yerleştiklerinde uzun süre sessiz kalabilirler. Hastalarımızın bir kısmı, işe giriş muayenesi veya başka bir sebeple çektirdikleri akciğer filmlerinde bu durumu tesadüfen öğrenirler. Ancak kist büyüdükçe veya bulunduğu yerde bir sorun yaratmaya başladığında vücut bazı sinyaller verir.

Bu belirtiler genellikle şunlardır:

  • Nefes darlığı
  • Göğüs ağrısı
  • Kronik öksürük
  • Kanlı balgam
  • Yüksek ateş
  • Halsizlik
  • Hırıltılı solunum
  • Sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonları

Bu şikayetler, kistin akciğer içindeki hava yollarına baskı yapmasından veya kistin kendi içinde iltihaplanmasından kaynaklanır. Özellikle çocuklarda, kistin hızlı büyümesi solunum yollarını tıkayarak çok daha acil ve gürültülü bir tablo oluşturabilir.

Kistlerin Oluşum Nedenleri ve Etyolojik Sınıflandırma Nasıl Yapılır?

Akciğer kistlerini köken aldıkları yere göre iki ana başlıkta inceliyoruz. Bu ayrım bizim için hayati önem taşır çünkü doğuştan gelen bir kistle, sonradan bir parazit yüzünden oluşan kistin ameliyat tekniği birbirinden tamamen farklıdır.

İlk grubumuz doğuştan gelen, yani konjenital kistlerdir. Bebek anne karnındayken akciğerlerin gelişimi sırasında meydana gelen bazı kodlama hataları sonucu oluşurlar. Bronş ağacının veya akciğer tomurcuklarının gelişimi sırasında yaşanan aksaklıklar, doğumdan itibaren var olan kistlere yol açar. Bunların en bilinenleri bronkojenik kistlerdir. Bunlar genellikle ilaçla geçmezler çünkü yapısal bir bozukluk söz konusudur.

İkinci grubumuz ise sonradan edinilen kistlerdir. Burada ülkemiz coğrafyası için çok özel ve önemli bir başlık açmamız gerekir: Kist Hidatik. Halk arasında “köpek kisti” olarak bilinen bu durum aslında Echinococcus granulosus adlı bir parazitin neden olduğu hastalıktır. Bu parazit, genellikle köpeklerin dışkısıyla kirlenmiş suların veya iyi yıkanmamış sebzelerin tüketilmesiyle insana geçer. Vücuda giren parazit, kan yoluyla akciğere ulaşır ve oraya yerleşerek etrafına bir duvar örer. İçinde berrak bir sıvı ve üreyen parazitlerin olduğu bu kist, aslında canlı bir organizmadır. Bunun dışında, geçirilmiş ağır zatürreler veya travmalar da sonradan kist oluşumuna neden olabilir.

Kist Hidatik Neden Cerrahi Açıdan Özel Bir Risk Taşır?

Kist hidatik, diğer kistlerden çok farklı bir risk profiline sahiptir. Bunu içi basınçlı su dolu hassas bir balon gibi düşünebilirsiniz. Bu kistin içindeki sıvı, vücut için yabancı proteinler içerir ve eğer bu sıvı kistten dışarı sızarsa, hastada “anafilaksi” dediğimiz çok şiddetli, hayatı tehdit eden bir alerjik reaksiyona neden olabilir.

Ayrıca cerrahi sırasında en büyük korkumuz bu kistin patlamasıdır. Eğer kist ameliyat esnasında veya kendiliğinden patlarsa, içindeki binlerce mikroskobik parazit göğüs boşluğuna yayılır. Bu durum yıllar sonra hastalığın aynı yerde veya farklı yerlerde tekrar ortaya çıkmasına (nüks etmesine) neden olur. Bu yüzden kist hidatik ameliyatlarında cerrahın önceliği sadece kisti çıkarmak değil kist içeriğinin hastanın dokularına değmesini engellemektir. Bu cerrahi tekniği ve kullanılacak aletleri doğrudan etkileyen bir durumdur.

Cerrahi Tedavi Endikasyonları ve Hasta Seçimi Nasıl Yapılır?

Bir hastada kist tespit ettiğimizde hemen “ameliyat edelim” demeyiz. Karar verirken bir terazi kurarız; bir kefede ameliyatın riski, diğer kefede kistin hastaya verdiği veya verebileceği zarar durur.

Cerrahi müdahaleyi zorunlu kılan durumlar şunlardır:

  • Belirgin nefes darlığı
  • Tekrarlayan enfeksiyon atakları
  • Kistte büyüme saptanması
  • Kistin patlama riski
  • Kanser şüphesi
  • Kanama varlığı
  • Kalbe bası yapması

Özellikle Kist Hidatik tanısı konmuşsa, bekleme lüksümüz pek yoktur. Çünkü bu kistler zamanla büyüyerek bronşlara açılabilir veya göğüs zarı boşluğuna patlayabilir. Bu “rüptür” dediğimiz durumdur ve acil bir tablodur. Rüptüre olmuş bir kistin ameliyatı patlamamış olana göre çok daha zordur ve komplikasyon riski yüksektir. Bu nedenle kist hidatik tanısı alan hastalarda, kist henüz bütünlüğünü koruyorken, yani “elektif” şartlarda ameliyatı planlamak en güvenli yoldur.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için yandaki butona tıklamanız yeterli. Profesyonel ekibimiz sizinle hemen iletişime geçecektir.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Acil Cerrahi Gerektiren Akciğer Kisti Durumları Nelerdir?

Çoğu zaman ameliyatları planlı bir şekilde hastayı hazırlayarak yaparız. Ancak bazı durumlar vardır ki hastanın hayatını kurtarmak için acilen ameliyathaneye girmemiz gerekir.

Acil müdahale gerektiren durumlar şunlardır:

  • Masif hemoptizi
  • Tansiyon pnömotoraks
  • Akut solunum yetmezliği
  • Kist rüptürü ve anaflaksi
  • Plevral boşluğa açılma

Örneğin büyük bir kist aniden patlayıp akciğer sönmesine (pnömotoraks) yol açarsa, hasta nefes alamaz hale gelir. Veya kist büyük bir damarı aşındırıp ciddi kanamaya yol açarsa (hemoptizi), dakikalar içinde müdahale etmek gerekir. Bu tür durumlarda cerrahi planlama çok hızlı yapılır ve amaç öncelikle hastanın hayati fonksiyonlarını stabil hale getirmektir.

Kapalı Ameliyat (VATS) Yöntemi Nasıl Uygulanır?

Günümüzde göğüs cerrahisinde teknoloji çok ilerledi. Artık “Video Yardımlı Torakoskopik Cerrahi” yani kısa adıyla VATS, bizim standart yaklaşımımız haline geldi. Halk arasında “kapalı ameliyat” olarak bilinen bu yöntemde göğsü boydan boya kesmek yerine, kaburgaların arasından yaklaşık 1-2 santimlik küçük delikler açıyoruz.

Bu deliklerin birinden içeriye yüksek çözünürlüklü bir kamera gönderiyoruz. Bu kamera içerideki görüntüyü büyüterek ve aydınlatarak karşımızdaki ekranlara yansıtıyor. Diğer deliklerden ise cerrahi aletlerimizi sokarak işlemi gerçekleştiriyoruz.

VATS yönteminin hastalara sağladığı avantajlar şunlardır:

  • Daha az ağrı
  • Küçük ameliyat izleri
  • Hızlı taburculuk
  • Erken işe dönüş
  • Daha az kanama
  • Düşük enfeksiyon riski
  • Daha az kas hasarı

Biz cerrahlar için de VATS, özellikle görüş açısı sağlaması bakımından büyük avantajdır. Çıplak gözle zor görülebilen derin köşeleri, kamera sayesinde çok net görebilir ve hassas manevralar yapabiliriz. Bu nedenle teknik olarak uygun olan her hastada ilk tercihimiz kapalı yöntemdir.

Hangi Durumlarda Açık Ameliyat (Torakotomi) Tercih Edilir?

Her ne kadar kapalı yöntem altın standart olsa da bazı durumlarda klasik açık ameliyat yani “Torakotomi” zorunlu ve en güvenli seçenek olabilir. Torakotomi, kürek kemiğinin altından yapılan daha büyük bir kesi ile kaburgaların arasının açılması işlemidir.

Açık ameliyatın tercih edildiği veya kapalıdan açığa geçildiği durumlar şunlardır:

  • Yoğun yapışıklıklar
  • Kistin aşırı büyük olması
  • Kontrolsüz kanama
  • Kist hidatik yayılımı
  • Anatomik zorluklar
  • Kalp yetmezliği
  • Teknik ekipman yetersizliği

Örneğin hasta daha önce tüberküloz veya ağır bir zatürre geçirmişse, akciğer zarı göğüs duvarına zamk gibi yapışmış olabilir (adhezyon). Bu yapışıklıkları kapalı yöntemle ayırmak bazen çok riskli olabilir ve akciğeri yaralayabilir. Bu durumda cerrah, elleriyle dokunarak ve görerek çalışmak için açık yönteme geçer.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için yandaki butona tıklamanız yeterli. Profesyonel ekibimiz sizinle hemen iletişime geçecektir.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Ameliyat Sırasında Kapalıdan Açığa Geçiş (Konversiyon) Kararı Nasıl Verilir?

Hastalarımız bazen “Doktor bey, kapalı başladınız ama uyandığımda açık ameliyat olmuşum, ameliyat başarısız mı geçti?” diye sorarlar. Bu kesinlikle bir başarısızlık değildir. Aksine, bu bir güvenlik önlemidir.

Ameliyat dinamik bir süreçtir. Biz ameliyata başlarken planımızı kapalı yöntem üzerine kurarız. Ancak içeride karşılaştığımız tablo bazen planlanandan farklı olabilir. Örneğin büyük bir damarın kiste yapışık olduğunu görebiliriz veya kist hidatik cerrahisinde kistin içeriğini güvenle boşaltmak için yeterli alan bulamayabiliriz.

Bu gibi durumlarda cerrahın saniyeler içinde karar vermesi gerekir. Eğer kapalı devam etmek hastayı riske atacaksa, hemen açık yönteme dönülür. Buna “konversiyon” diyoruz. Buradaki temel prensip “önce zarar verme” ilkesidir. Hastanın güvenliği, kozmetik kaygılardan veya teknik ısrardan çok daha önemlidir. Bu yüzden açık ameliyata geçiş, cerrahın deneyimini ve risk yönetimindeki başarısını gösterir.

Akciğer Kisti Ameliyatında Kullanılan Teknikler (Lobektomi, Kistektomi) Nelerdir?

Kistin türüne, yerine ve büyüklüğüne göre uyguladığımız cerrahi teknikler değişir. Amacımız her zaman hastalıklı dokuyu tamamen çıkarmak ama bunu yaparken sağlıklı akciğer dokusunu da maksimum düzeyde korumaktır.

Uygulanan başlıca teknikler şunlardır:

  • Kistektomi
  • Wedge rezeksiyon
  • Segmentektomi
  • Lobektomi
  • Pnömonektomi
  • Kistotomi
  • Kapitonaj

Eğer bronkojenik kist gibi iyi huylu ve sınırları net bir kist varsa, sadece kisti çıkarıp alırız; buna “Kistektomi” denir. Kist akciğerin ucundaysa, küçük bir akciğer parçasıyla birlikte kama şeklinde çıkarırız, buna da “Wedge Rezeksiyon” denir.

Ancak “Konjenital Lobar Amfizem” gibi durumlarda, sorun sadece bir kist değil akciğerin bir lobunun (bölümünün) tamamen bozuk olmasıdır. Bu bozuk lob şişerek sağlam lobları ezer. Bu durumda o lobu tamamen çıkarmak gerekir ki buna “Lobektomi” diyoruz. İnsan akciğeri sağda üç, solda iki loptan oluşur ve bir lobun alınması hastanın hayatını normal devam ettirmesine engel değildir.

Kist Hidatik Cerrahisinde Uygulanan Kistotomi ve Kapitonaj İşlemi Nedir?

Kist hidatik cerrahisi, yukarıda bahsettiğimiz gibi özel önlemler gerektirir. Burada “Kistotomi ve Kapitonaj” dediğimiz organ koruyucu bir yöntem uygularız.

İşlem basamakları genellikle şöyledir:

  • İzolasyon sağlanması
  • Kist sıvısının boşaltılması
  • Germinatif zarın çıkarılması
  • Boşluğun temizlenmesi
  • Bronş ağızlarının kapatılması
  • Kavitenin dikilmesi

Öncelikle kistin etrafını parazit öldürücü solüsyonlara batırılmış bezlerle çeviririz. Bu olası bir sızıntıda parazitin yayılmasını engeller. Sonra kistin içindeki sıvıyı kontrollü bir şekilde iğneyle çekeriz. Kist boşalınca içindeki “kız zar” dediğimiz parazit tabakasını çıkarırız.

Geriye akciğerin içinde boş bir alan (kavite) kalır. Bu boşluk öylece bırakılırsa içine hava veya sıvı dolabilir ve enfeksiyon kapabilir. Ayrıca bu boşluğa açılan küçük hava yolları olabilir. Bu yüzden bu boşluğu, içten karşılıklı dikişlerle kapatırız. Bu işleme “Kapitonaj” denir. Böylece akciğer dokusu bütünlüğünü korur ve fonksiyonuna devam eder.

Cerrahi Dışı Yöntemler ve Perkütan Tedavi (PAİR) Seçeneği Var mıdır?

Bazı seçilmiş kist hidatik hastalarında, eğer hasta ameliyatı kaldıramayacak durumdaysa veya cerrahiyi kesinlikle reddediyorsa, ameliyatsız bir yöntem olan “PAİR” denenebilir. Bu işlemde ultrason eşliğinde ciltten iğneyle kiste girilir, sıvı boşaltılır, içeriye ilaç verilir ve tekrar çekilir.

Ancak bu yöntemin başarı şansı cerrahiye göre daha düşüktür ve her kiste uygulanamaz. Kistin %10’dan az küçülmesi başarısızlık sayılır. Ayrıca işlem sırasında kist içeriğinin sızma ve alerjik şok yaratma riski vardır. Doğuştan gelen yapısal kistlerde ise iğne ile boşaltmanın tedavi edici bir yeri yoktur, çünkü sorun dokunun kendisindedir ve sıvı boşaltılsa bile kist duvarı orada olduğu sürece sıvı tekrar dolacaktır. Bu yüzden cerrahi, hala en güvenilir ve kesin tedavi yöntemidir.

Ameliyat Sırasında Eş Zamanlı Yapılan Ek İşlemler Nelerdir?

Bazen ameliyat sırasında ana hedefimiz olan kistin dışında başka sorunlarla da karşılaşabiliriz veya kistin neden olduğu yan problemleri çözmemiz gerekebilir. Hastayı tekrar tekrar ameliyat etmemek için bunları aynı seansta hallederiz.

Bu ek işlemler şunlardır:

  • Büllektomi
  • Dekortikasyon
  • Nodül eksizyonu
  • Plevrektomi
  • Lenf nodu örneklemesi

Örneğin kistin etrafında “bül” dediğimiz küçük hava kabarcıkları varsa bunları da çıkarırız (Büllektomi). Eğer kist uzun süredir oradaysa ve enfeksiyon yaratmışsa, akciğer zarı kalınlaşmış olabilir. Bu kalın zar akciğerin rahatça şişmesini engeller. Bu zarı soyup akciğeri serbestleştirme işlemine “Dekortikasyon” diyoruz. Bu sayede hasta ameliyattan sonra çok daha rahat nefes alır.

Postoperatif Dönem ve İyileşme Sürecinde Hastayı Neler Bekler?

Ameliyat bittiğinde hastamızı uyandırma odasına alırız. Göğüs boşluğunda biriken hava ve sızıntı sıvısını dışarı atması için “dren” adını verdiğimiz bir hortum yerleştirilmiş olur. Bu hortum, iyileşme sürecinin en önemli takip aracıdır.

Hastanede kalış süresi kapalı ameliyatlarda genellikle 3-4 gün, açık ameliyatlarda ise biraz daha uzundur. Bu süreçte hastadan en büyük beklentimiz “solunum fizyoterapisi” yapmasıdır. Triflow denilen üç toplu nefes egzersiz cihazını kullanmak, sık sık öksürerek balgam çıkarmak ve erken dönemde yataktan kalkıp yürümek iyileşmenin anahtarıdır. Bu aktiviteler akciğerin sönen kısımlarının tekrar açılmasını sağlar ve zatürre riskini azaltır.

Ağrı yönetimi konusunda günümüzde çok etkili yöntemlerimiz var. Epidural kateterler veya damardan kontrollü ağrı kesicilerle hastanın konforunu en üst düzeyde tutmaya çalışırız. Dren çekildikten sonra hasta genellikle taburcu edilir.

Akciğer Kisti Ameliyatından Sonra Komplikasyon Riski Var mıdır?

Her cerrahi işlemde olduğu gibi, akciğer kisti ameliyatlarının da bazı riskleri vardır. Bu riskler hastanın yaşına, genel sağlık durumuna ve kistin karmaşıklığına göre değişir.

Olası komplikasyonlar şunlardır:

  • Hava kaçağı
  • Enfeksiyon
  • Kanama
  • Ateletaksi
  • Plevral efüzyon
  • Ağrı
  • Yara yeri sorunları

En sık karşılaştığımız durum “uzamış hava kaçağı”dır. Akciğer dokusundan hava sızmaya devam ederse drenin çekilmesi gecikebilir. Ancak bu durum genellikle sabırla ve ek tedavilerle düzelir.

Tedavi Başarısı Nasıl Değerlendirilir ve Kistler Nüks Eder mi?

Ameliyatın başarısı, hastanın şikayetlerinin geçmesi ve radyolojik olarak kistin kaybolması ile ölçülür. Doğuştan gelen kistler (bronkojenik kist vb.) cerrahi olarak tam çıkarıldığında genellikle bir daha oluşmazlar. Yani tedavi kesin ve kalıcıdır.

Kist hidatik vakalarında ise durum biraz daha takipli bir süreç gerektirir. Eğer ameliyat başarılı geçtiyse ve kist patlamadan alındıysa nüks ihtimali %5’in altındadır. Ancak paraziter bir hastalık olduğu için, hastanın bağışıklık sistemi ve çevresel faktörler de önemlidir. Bu nedenle kist hidatik ameliyatı olan hastalarımıza ameliyat sonrası da belli bir süre parazit ilacı kullandırırız.

Sıkça Sorulan Sorular

Akciğer kistleri doğuştan (konjenital) ya da enfeksiyonlar, hava hapsi veya travmalar sonucu sonradan gelişebilir. Doğuştan olanlar genellikle fetal dönemdeki gelişim anomalilerine bağlıdır.

Çoğu akciğer kisti belirti vermez ve tesadüfen tespit edilir. Belirti verenlerde ise göğüs ağrısı, nefes darlığı, tekrarlayan enfeksiyonlar veya nadiren akciğer sönmesi (pnömotoraks) görülebilir.

Enfekte olan akciğer kistleri apseye dönüşebilir, yüksek ateş, balgamlı öksürük ve genel durum bozukluğu yaratabilir. Bu durum acil tedavi gerektirir ve bazen cerrahi müdahale gerekebilir.

Çocuklarda görülen kistler genellikle konjenital kaynaklıdır ve doğum sonrası solunum sıkıntısıyla fark edilebilir. Erken dönemde cerrahi müdahale ile tedavi edilebilirler.

Evet, bazı akciğer kistleri kitle veya nodül şeklinde görünebilir ve maligniteyle karışabilir. Bu nedenle BT görüntüleme ve gerekirse biyopsi ile ayırt edilmesi önemlidir.

Kist büyükse, tekrarlayan enfeksiyon yapıyorsa, çevre dokulara baskı oluşturuyorsa veya kanser şüphesi varsa cerrahiyle çıkarılması önerilir. Asemptomatik küçük kistler genellikle izlenir.

Kist patladığında pnömotoraks gelişebilir; bu durum nefes darlığı ve göğüs ağrısıyla kendini gösterir. Acil müdahale ve bazen göğüs tüpü takılması gerekebilir.

BT (bilgisayarlı tomografi), kistin yapısını, boyutunu ve çevre dokularla ilişkisini değerlendirmede en net sonucu verir. Bazı durumlarda MR veya PET-BT de kullanılabilir.

Sigara içilmemeli, solunum yolu enfeksiyonlarından korunmalı ve fiziksel travmalardan kaçınılmalıdır. Doktor kontrolünde düzenli takip önemlidir.

Erken tanı ve tedaviyle kalıcı hasar riski düşüktür. Ancak uzun süre tedavi edilmeyen veya sık enfekte olan kistler, çevre akciğer dokusunda hasara neden olabilir.